29 Haziran 2010 Salı

JÖLELİ MEYVELİ PASTA

Bugünlerde bloguma uğramaya pek vaktim olmuyor.Ama bu güzel pastayı sizinle paylaşmak istedim.Sıcak ,yorgunluk  fazlası ile yoruyor ve hiçbirşey yapmak istemiyor insan..
Pasta tamamen evde kalmış malzemelerin değerlendirilmesi amaçlı yapılmıştır Ama bu kadar güzel olacağını bilseydim daha önce denerdim.Ben daha önce hiç jöleli bir pasta denememiştim tabi bu tarifi deneyince geç kaldığımı anladım.:)))
Hazırlanışı çok zevkli ve pratik :))
Yeniliklere açık olmak lazım dimi:)))
Malzemeler:
-Yarım paket kedi dili ,
-yarım paket hazır muhallebi,
-1 tane tart jölesi,
-kayısı,kiraz,muz(üzerine konacak meyveler isteğe kalmış)
-yarım litre süt
-1 yemek kaşığı toz krem şanti
-2 yemek kaşığı şeker
Yapılışı:
-Kedi dillerini sütle ıslatıp orta boy kare borcama yerleştiriyoruz.
-Yarım paket hazır muhallebimizi  2 su bardağı sütle hazırlıyoruz.Soğuyunca içine 1 yemek kaşığı toz  krem şantiyi ekliyor blendarla çırpıyoruz. ve kedi dillerinin  üzerine döküyoruz.
-Meyvelerimizi temizleyip dilimlere ayırıyor ve pastamızın üzerine yerleştiriyoruz.
-2 yemek kaşığı şekerle tart jölemizi hazırlayıp meyvelerimizin üzerini kaplıyoruz. (üzerinde yapılışı ayrıntılı olarak yazıyor.)
-Burada jöle meyvelerin taze kalmasını sağlıyor ve kararmasını önlüyor.
-2-3 saat buzdolabında beklettikten sonra servis yapıyoruz.Benim gibi bir gün önceden hazırlarsanız pastanızın tadına doyum olmaz.
Afiyet olsun

24 Haziran 2010 Perşembe

CEVİZLİ BEYAZ LAHANA SALATASI

Sağlıklı beslenme adına bugünlerde pek dikkatli değiliz malesef.Ama salata diyince akan sular durur asla vazgeçemem.Ben lahana ile salata yapıldığını duyduğumda ya nasıl olur ki demiştim ama birgün denedim o gün bugündür lahana salatasını severek yapıyorum.Bilmeyen yada yapmayan varsa bir denemesini tavsiye ediyorum
Bu salata ,çok sık yaptığım üstelik metobolizmanın çalışmasına fazlaca katkı sağlayan bir salatadır.Ben her defasında değişiklikler yaparak deniyorum.Bazen yeşil soğan bazen kuru soğan vs..
Ama nasıl yaparsam yapayım lahana salatasına cevizin çok yakıştığına karar verdim.Yo diğer salatalarada güzel yakışıyor ama en güzel lahana salatasına yakışıyor bence..
Gelelim tarifimize:
Malzemeler:
-Orta boy beyaz lahananın 1/4 ü
-2 domates,
-1 tane kuru soğan,
-1 tane salatalık,
- Yarım demet maydanoz,
-1 avuç ceviz
-yeterince tuz
sosu için:
-1 tatlı kaşığı kuru nane,
-1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber,
-1 yemek kaışığı nar ekşisi,
-1 yemek kaışığı zeytin yağı
Yapılışı:
Salata malzemelerini istediğiniz gibi doğrayın(Cevizlerden bir kaçını doğramayın ayırın üzerini süslemde kullanacağız).
Geniş bir kaba alın.
Sosunu çukur bir kapta iyice karıştırın ve salatalık malzemelerin üzerine gezdirin.
Tuzunu atıp salatanızı karıştırın.
Üzerini iri ceviz taneleri ile süsleyin
Afiyetle yiyin..

23 Haziran 2010 Çarşamba

ÇÖREK OTLU KURABİYE-BİR AY BAYATLAMAYAN KURABİYE


Efendim okul kapandı biz öğretmenlerin hala işi bitmedi okulda.Temmuz 1 'e kadar okuldayız.Seminer çalışmaları adı altında okulda olmaya devam ediyoruz..Öğretmen olanlar iyi bilir bu çalışmaları ...Yaz günlerini zehir eden çalışmalardır bunlar..
Neyse seminer falan şimdi önemli değil okulumuzdan bazı arkadaşlarımızın il dışına tayini çıktı.Beraber güzel zaman geçirdiğimiz çok kıymetli insanlar kendileri.Onların adına seviniyoruz tabi tayinlerinin çıkmasına ama bizim için böyle kıymetli insanlardan ayrılmak üzücü ...Allah hayırlı eylesin inşallah.Gittiğiniz yerlerde başarılar diliyoruz sizlere..

Gidişlerin olduğu gibi gelişlerde olacak okulumuza.Bakalım yeni eğitim öğretim yılını nelerle ,kimlerle karşılaşacağız.
Okulumuzda asker öğretmenlik yapmış Emre Beyin annesinin bir tarifi bu kurabiye..Biz yedik okulcak çok beğendik sizlerlede paylaşmak istiyorum.Okuldan sevgili arkadaşlarım bu tarifi bekliyorsunuz biliyorum .Sizi daha fazla bekletmeden tarifi yayınlıyorum.Aslında kurabiyenin adı çörek otlu kurabiye ama sevgili arkadaşımız Özlem hanım kurabiyenin kolay kolay bayatlamadığını duyunca adını Bir ay baytalamayan kurabiye koydu:) Ben kurabiyeyi  yıldız şeklinde yaptığım için Hamideciğim yıldız kurabiye dedi..Yani anlayacağınız gören duyan bir isim takıyor Allah sonumuzu hayır etsin inşallah..
Bu kurabiye tuzlu tarifleri sevenler için ,ağızda dağılan süper bir tat.Tadan herkes beğendi ,tavsiye edilir efendim:))
Malzemeler:
-1 paket margarin oda sıcaklığında erimiş(veya tereyağ)
-1 çay bardağı sıvı yağ
-1 tane limon suyu(Çay bardağına alınarak üzeri ılık su ile bir çay bardağına tamamlanır.),
-4 yemek kaşığı pudra şekeri,
-2 çay kaşığı tuz,
-yarım fincan çörek otu,
-1 paket kabartma tozu,
-1 yumurta akı,
-Aldığı kadra un
üstü için:
-çörek otu ve yumurta sarısı
Yapılışı:
-Un hariç malzemelerin hapsini derin bir kaba koyuyoruz .Unu yavaş yavaş ilave ediyoruz.İyice yoğuruyoruz.Sert bir hamur elde ediyoruz.
-Daha sonra hamura şekil veriyoruz ve  yumurta sarısını kurabiyelerin üzerine sürüyoruz.Üzerine çörek otu serpiyoruz.(ben içine çörek otunu fazla koyduğum için üzerine çörek otu serpmedim)
-180C 'de üzeri pembeleşinceye kadar pişiriyoruz..
Not:Efendim malzemelerin üzerinde herhangi bir değişiklik yapmayınız.Ne şekeri fazla geliyor ne çörek otu az hepsi yerli yerinde ayarlanmış.:)))

20 Haziran 2010 Pazar

BUGÜN BABALAR GÜNÜ-ŞEHİTLERİMİZ

Bugün babalar günü....
Bu baba için ve 10 şehidimiz babası için ne kadar acı bir babalar günü bugün...
Belki onlarda bugün babalarını arayıp babalar günleri kutlayacaklardı,Belki anaları ile konuşup özlem gidereceklerdi.Ama olmadı anne babaları onların şehit haberlerini aldılar ve yüreklerin bir kor düştü.Bir kor ki sönmez bilmez .Hangi ilaç söndürebilir bu koru.Evlat acısı..bu başka şeye benzemez.
Televizyonlarda görüyoruz şehitlerimizin ana babaları uzatılan mikrofona "VATAN SAĞOLSUN "diyor.Tamam anacığım vatan sağolsun peki senin evladın yada o süt kuzusu yavrularımız onlar neden sağolmasın..

Belki bu yavrucak babasının babalar gününü kutlayacak tı ya şimdi...
Öyle kızıyorum ki görevlilere..Acaba orada şehit olan sizin evladınız olsa ne hissederdiniz sayın kocaman beyler...
Neden hep şehit olan masum halkımızın süt kuzuları..Eline silahı 20 yaşında alan ve sonra bilmediği dağlara gönderilen evlatlarımız, neyin bedelini ödüyor..
Askerlik işi bu kadar basit olmamalı.Biraz daha prosefyoneleşmeliyiz.Bu işi bilen tam eğitimli tam donanımlı askerlere ihtiyaçımız var.Öyle silahı rüyasında bile görmemiş gençleri dağlara gönderipte keklik gibi avlatmamalıyız.
Bir artık bıktık bu üzücü haberlerden.
Dünyanın bilmem neresindeki insanların canlarını korumaya  uğraşacağınıza kendi evlatlarımızı koruyon sayın baştakiler..

Rabbim onları cennetinin en güzel köşelerinde ağırlayacaktır..

Şehitlerimize Allahtan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum
Fotolar alıntıdır..

19 Haziran 2010 Cumartesi

KAHRAMANMARAŞ ZEYTİN (ILICA) KAPLICASI

 
Yaz tatili geldi ,ailenizle birlikte şöyle güzel bir tatili hakettiniz.Deniz kenarımı yoksa tarihi turistik mekanlar mı derken aklınız iyice karıştı.
Değişik bir tatil olsun hem şifa bulayım hem dinleneyim ister misiniz?
İşte size bir öneri :
Kahramanmaraş Zeytun (Ilıca) Kaplıcaları
Kahramanmaraş zeytin (ılıca) kaplıcaları gidip görülmeye değer bir yer.Hele şifalı suları seviyorum diyorsanız hiç kaçırmayın.Ama ben şifalı sudan falan anlamam diyorsanız sizin içinde cazip gelen bir çok güzellik var Herşeyden önce havası çok temiz,yiyecek içecekler doğal,sessiz sakin ve serin bir yayla  tam kafa dinleme mekanı.Halkı misafirperver ve cana yakın insanlar.Ilıcaya giderken yol üzerinde göreceğiniz manzaralar sizi çok etkileyecek.

Gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırın yoksa kalacak yer sıkıntısı çekebilirsiniz.Gittiniz ve belediyeye ait şifalı su havuzunada girebilirsiniz ,isterseniz özel hamanlara  gidebilirsiniz.Ama benim tavsiyem belediyeye ait havuzun aile için olan jakuzilerini kiralamanızdan yana olur.Çünkü süper ...Deteylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayın ve izleyin..

Harika doğal güzellikleri fotoğraf sanatçılarına ve fotoğrafa meraklı kişilere süper bir malzeme..

Ilıca (Zeytun) Kaplıcası Kahramanmaraş'ın 72 km. kuzeyinde eski Elbistan-Kahramanmaraş kervan yolu üzerinde Berit Dağı eteklerindeki Ilıca Beldesinde yer almaktadır. Kükürt petrol artığı ve az miktarda yağ karışımı ile meydana gelen şifalı suyun; Romatizmal hastalıklara, kırık-çıkık sekselleri ve kadın hastalıklarında olumlu etki yaptığı belirtilmektedir.
Dağlarla çevrili ılıca kaplıcaları her haliyle güzel .Sabahın erken saatinde kalkıp mis gibi temiz havada yürüyüş keyfi yapabilirsiniz..

Herşey doğal mis gibi dalından koparılmış bu güzel elmaları kim yemek istemez ki?
Suyun sıcaklığı 45*C' dir.
Belediyenin yaptırmış olduğu kür merkezi ve dinlenme salonları ile birlikte büyük bir bay ve bayan havuz yaptırılmıştır.Ilıcanın doğal deseni ve iklimi de sağlık turizmini geliştirmeye elverişli yayla özelliği taşıyan
doğasının yanısıra Kahramanmaraş'a yakınlığı ve ulaşım kolaylıkları da turizme olan talebi artırıcı unsurlar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu faktörlerin etkisiyle ılıca turizmi gelişen ve diğer hizmet sektörlerini de geliştiren bir ekonomik faktör olarak ortaya çıkmaktadır.Ilıca Kaplıcaları kapasitesi ve su nitelikleri itibariyle yerel ölçekte hizmet verebilecek özelliklere sahiptir. Kaplıcalar 1500 yatak kapasiteli bir termal merkez potansiyeli yaratmaktadır
KAPLICA
Ilıca kasabasında bir tanesi özel idarenin diğeri belediyenin olmak üzere iki adet kaplıca tesisi mevcuttur. Tesislerde Türk hamamı, duşlar, küvetler, jakuziler ve açık havuz bulunmaktadır. Yine tesislerin içinde büfe ve kafeterya hizmeti verilmektedir. Kaplıcaya doktor sevkli hastalar gelebilmekte ve tedavi masrafları bağlı bulunduğu kurum tarafından ödenmektedir. Tesisler normal zamanlarda 05:00 ile 22:00 saatleri arasında açık bulunmakla birlikte Ramazan aylarında geceleri de açık bulundurulmaktadır.
Hele Beril yaylasından gelen o balın tadı bambaşka.Yanında da taze tereyağ oldumu söze ne hacett:)))
NASIL FAYDALANILIR?
Ilıca Kaplıcası Resmi Gazetenin 15 Şubat 2002 tarih ve 24675 sayılı nüshasında da yayınlanarak Sağlık Bakanlığı tarafından önerilen kaplıca statüsüne alınmıştır.
1- Her kaplıca tedavisinden önce doktora görünülmelidir.
2- Her kaplıca kürü en az 15, en çok 20 banyodur.
3- Banyo süresi 15 dakikayı geçmemelidir.
4- Her banyodan sonra 45 dakika ile 60 dakika yatarak dinlenilmelidir.
5- Tok karnına banyoya girilmemelidir.
6- Boş zamanlarınızı yürüyerek, eğlenerek, egzersiz yaparak değerlendiriniz.
7- Günde en az bir defa, en çok defa banyo alınmalıdır.
8- Kaplıca süresince ağır hamur tatlılar, yağlı yemekler ve etler yemeyiniz. Bol miktarda meyve taze sebze, az yağlı yemekler ızgara ve haşlama türünde yemekler tercih ediniz
Banyoya çok girmek, fazla durmanın insanlar için faydalı olmadığı konusunda doktorlar hem fikirdir. Sağlık amaçlı gelenlerin fazla kese ve sabun yapmaları yararlı olmayıp, aksine tedavinin etkisini azaltacağı bilinmelidir.
Ilıca kaplıcalarına gidipte böğürtlen yemeden dönmeyin..Taptaze dalından yeni koparyılmış miss gibi böğürtlenler tam ağzınıza layık..
Buz gibi karlı ayrandan bir içen bir daha içiyor..Birde fırına tuzda tavuk yaptırmışsanız ..değmeyelim keyfinize:))) 
HANGİ HASTALIKLARI TEDAVİ EDER?
Şu andaki kullanılan termal suyun hangi hastalıklara faydalı olduğunu: Sağlık bakanlığı Refik Saydam Hıfzısıhha Merkez 17.11.1994 tarihli analiz raporuna istinaden, 27.02.1995 tarihli İstanbul Üniversitesi Tıbbi Ekoloji ve Hidro-Klimatoloji Araştırma ve uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nurten ÖZER şu şekilde özetlemektedir.
1- Romatizmalı hastalıklar
2- Ortopedik ameliyat sonrası ve kaza sekelleri.
3- Fonksiyonel damar hastalıkları
4- Solunum sistemi hastalıkları, kronik bronşit, amfizem, alerjik, üst solunum yolları hastalıkları.
5- Sinir sistemi hastalıkları (nevralji, nevrit, felçler).
6- Kadın hastalıkları
7- Mide-Bağırsak fonksiyon bozuklukları, ülser, karaciğer ve safra kesesi yetmezlikleri hepatit sekelleri
8- Deri hastalıkları
Belirli bir disiplin dâhilinde uygulanan tedavi kadar sağlığı koruyucu dinlendirici uygulamalar yaşlılığa bağlı arazlar, yorgunluk ve sürmenajdan şikâyeti olanlarda olumlu sonuçlar verecektir.

Danışma Telefonu : (0–344) 263 31 85 (4 hat)
Prof. Dr. Nurten ÖZER
İstanbul Üniversitesi Tıbbi Ekoloji ve Hidro Klimatoloji
Araştırma ve Uygulama Merkezi


17 Haziran 2010 Perşembe

REGAİB KANDİLİ

17 Haziran 2010 Perşembe gününü Cumaya bağlayan gece, rahmet, bereket ve mağfiret mevsimi olarak nitelendirilen üç aylara girdiğimizi müjdeleyen Regaip kandilidir.
Bu mübarek gecede,Yüce mevlam bizlere
Sağlıklı ,huzurlu bir hayat,
Hastalara şifa,
Dertlilere ,deva,
Borcu olanlara ödeme kolaylığı,
Evladı olmayanlara  evlat,
İşsizlere iş kapısı,
Sınava gireceklere akıl zihin açıklığı,
Sıkıntıda olanlara hayırlı kolaylıklar,
Küslere barış,
Vatanımıza dirlik ,düzen ,huzur
Savaşlara bir son,nasip
Eyle Ya Rabbii...
AMİN
Dualarımız kabul kandilimiz mübarek olsun..

15 Haziran 2010 Salı

....



Herşey O'nun izniyle ...

O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez

(En'âm; 59)

14 Haziran 2010 Pazartesi

SÜTLÜ İRMİK TATLISI


Efendim yeni bir haftaya giriyoruz ve bu güzel haftaya hafif bir tatlı ile başlamak istiyorum.Canınız tatlı çektiğinde hemen yapabileceğiniz basit ve pratik bir tatlı.
Benim kuzenimin en meşhur tatlısıdır bu:)))Canım benim senin gibi yapamasam da bu sefer tadı yakaladım sanırım.Geldiğinde sana da yapacağım senin onayın kaldı .Eşim ve arkadaşlar beğendi..E usta sensin ya :))))
Gelelim tarife
Malzemeler:
-10 Kaşık şeker,
-10 kaşık irmik
-1 yemek kaşığı margarin veya tereyağı,
-1litre süt,
-1paket vanilya,
-3 yemek kaşığı hindistan cevizi,
süslemek için:toz tarçın
Yapılışı:
Şekeri,sütü,irmiği ,vanilyayı ,margarini ,hindistan cevizini ekliyoruz kısık ateşte yavaş yavaş pişiriyoruz.
Katılaşmaya başladıktan ve kaynadıktan sonra 5 dakika daha ocakta tutup sonra kaselere paylaştırıyoruz.
Kasenin büyüklüğüne göre değişsede benim yaptığım 6 kase çıktı.
Üzerini biraz hindistan cevizi ve toz tarçınla süsleyerek servis yapıyoruz.
Tabi bu tatlı soğuk ikram ediliyor:))Buna dikkat ediyoruz.
Not:
-Şekerini artırabilir veya azaltabilirsiniz.O sizin damak tadınıza kalmış
-Kase yerine bir borcama düşeyip soğuduktan sonra dilimleyip servis edebilirsiniz.
Herkese iyi haftalar

12 Haziran 2010 Cumartesi

ÜÇ AYLARA GİRİYORUZ

İki Cihan Güneşi Sevgili Peygamber Efendimiz, saâdet meclisinde oturuyordu. Mescide bir esir grubu getirildi. O sırada Allah Resûlü (sas), bir kadının yana yakıla bir şeyler aradığını gördü. Kadın yakaladığı her çocuğu sinesine basıyor, kokluyor sonra bırakıyordu.


Sonra kendi yavrusunu buldu, bağrına bastı. Doyma bilmeden onu öpüyor, kokluyor, tekrar bağrına basıyordu. Allah Resûlü (sas) bu manzara karşısında iyice doldu. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak parmağıyla yanındakilere bu kadını gösterdi ve: “Şu kadını görüyor musunuz?” dedi. Sahabe cevap verdi: “Evet Ya Rasulallah!” Allah Resûlü (sas) tekrar: “Bu kadın şu kucağındaki çocuğunu cehenneme atar mı?” diye sordu. Sahabe “Hayır ya Rasulallah!” karşılığını verdi. Ve işte bunun üzerine İki Cihan Serveri şu hikmet dolu sözleri söyledi: “Allah o kadından daha şefkatlidir, kullarını cehenneme atmak istemez.”


İşte böylesine başdöndürücü bir şefkat ve merhamete sahip olan Allahu Teala, sene içinde kulları için gönül dünyalarında adeta bir manevi hamle yapmaları adına bazı özel gün ve geceler yaratmıştır. Bu özel zaman dilimlerinde Cenab-ı Hakk’ın rahmet esintileri sağanak sağanak yağmaktadır. Şu günlerde bu zaman dilimlerinden “üç aylar”a kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Malum olduğu üzere halkımız arasında Arabi aylardan Recep, Şaban ve Ramazan aylarına “üç aylar” deniyor.
Recep ayında, regaip ve mi'râç, şaban ayında berat; ramazan ayında ise kadir gibi dört ayrı mübarek gece bulunmaktadır.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), bu aylarda daha çok ibadet eder ve: "Allahım! Recep ve şabanı hakkımızda mübarek kıl, bizi ramazana kavuştur." (Ahmet b. Hanbel, Müsned, I, 259) diye dua ederdi.
Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:
“Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.”
Hz. Aişe, Rasûlüllah (s.a.s.)'ın bu aydaki orucu hakkında şöyle der: "Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim." (Tecrid, VI, 295)
      Öylki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya “sağır ay” denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.
Üç aylar fırsat günleridir, çok bereketli bir kazanç mevsimidir. Böylesine bir koyup binler alabileceğimiz kazanç kuşağında kaybetmemek için bu günleri iyi değerlendirmeliyiz.

ÜÇ AYLARA HAZIR MISINIZ?

Bu günlerde müminler, birbirleri ile tebrikleşmeli, birbirlerini yemeklere çağırmalı, çocuklar sevindirilmeli, fakirlerin gönlü alınmalı, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları giderilmeli, anne-babanın, masum ihtiyarların duaları alınmalı, hasılı bu aylar daha canlı ve daha verimli yaşanmalıdır.

Bütün bu yapılanlar bir yarış havası içinde yapılırken ihlaslı yapmaya da azami dikkat gösterilmeli. Zira ihlasla yapılan küçük bir amel, ihlassız yapılan pek çok amelden üstündür. Bu sayede hem cemiyete huzur gelmiş, hem de manevi bir atmosfer meydana getirilerek, ilahi rahmetin celbine zemin hazırlanmış olur.
İlahi rahmet, semamızı kapladığı zaman onu hayat kaynağı yağmurlar gibi lütuflar, ihsanlar, ikramlar ve hediyeler takip eder. Böylece gelen rahmet damlaları günahlarımızdan, gafletimizden dolayı kirlenen manevi hayatımızı da temizler.

Öyleyse daha ne duruyoruz. Haydi hep beraber, ilahi rahmet ve lütuflara hasret insanlar olarak başımızı okşayacak rahmet bulutlarının celbine ve onu takip edecek ilahi ihsanlara kendimizi hazırlayalım.

Bu bereketli günleri nasıl değerlendirelim?
1. Bol bol Kur’ân-ı Kerim okuyalım.

2. Peygamber Efendimiz (sas)’in şefaatini ümit ederek, O’na salât ü selâmlar getirelim.

3. Kaza veya nafile namazlar kılalım.

4. Dünyaya gönderiliş amacımızı ve gidişatımızı düşünerek tefekkürde bulunalım.

5. İşlediğimiz günahlar için bu bereketli günlerin yüzü suyu hürmetine samimi ve gönlümüzden gele gele tevbe ve istiğfarda bulunalım.

6. Bir dua listesi oluşturarak sevdiğimiz insanlara bol bol dua edelim.

7. Geceleri değerlendirerek haftanın belirli günlerinde teheccüd namazı kılalım.

8. Bu günlerde Allah Resulü’nün diğer günlere nazaran daha çok oruç tuttuğunu ve devamlı hayır yapma peşinde olduğunu görüyoruz. Biz de tutabildiğimiz kadar oruç tutmalı ve elimizdeki imkanlar nispetinde muhtaç olan insanlara maddi yardımlarda bulunarak onları sevindirmeliyiz.

Rahmetin sağanak sağanak yağdığı günler geliyor

 Alıntıdır
1-www.diyanet.gov.tr/
2-Zaman-Ailem
3-Miftah-ül-cennet.

11 Haziran 2010 Cuma

HARRAN KUBBESİ


Efendim herkese hayırlı cumalar.Sağlığınız ,moraliniz yerindedir inşallah..Bizler hamdolsun iyiyiz.Sizlerin güzel haberlerini duydukça daha mutlu oluyoruz.Güzel paylaşımlar ,tatlı yorumlarınız bizleri ihya ediyor.Bu güzel cuma gününde sıcacık sevgilerimi gönderiyorum  Şanlıurfa'dan:)
Şanlıurfaya özgü pratik ama lezzetli bir fırın yemeği tarifi vermek istiyorum sizlere.Siz onun pratik olduğuna bakmayın lezzeti dört dörtlük:))
İçinizde Harran'ı bilen var mı bilmiyorum..Ama Harran'ın kubbe şeklindeki evleri dünyaca ünlüdür.İşte burada yaşayan insanlarda kendi içinde bulunduklaru ortamdan ,kültürden etkilenerek bu yemeğe Harran kubbesi adını vermişlerdir.Şanlıurfa'da hanım olmak gerçekten pratik ve kolay.En sıkışık anınızda hemen bir fırın yemeği, 5 dakikanızı almaz bu yemeğide hazırlamak
Aslında yemeklerin yanında aparatif yada meze niyeti ile verilebilir.Değişik bir alternatif olsun isteyenlere duyurulur.:))
İşte malzemeler:
1 kg orta boy patates,
2 yemek kaşığı sıvı yağ,
bir tutam tuz,
1 fırın tepsisi,
Yapılışı:
Patatesleri soyuyoruz.Ortadan ikiye kesip tepsiye diziyoruz.Üzerine sıvı yağı gezdiriryoruz. Ve bir tutamda tuz serpiyoruz.İşte yemeğimiz fırına gitmeye hazır.Gelirken yanında iki tırnaklı pide ohhh daha ne olsun:)))
AFİYET OLSUN

9 Haziran 2010 Çarşamba

KÖZLENMİŞ SOĞAN SALATASI

Bu salata benim çok sevdiğim mezelerden biri.Hele kebabın yanında, et yemeklerinin yanında süper oluyor.Hazırlaması çok kolay lezzeti harika..
Malzemeler:
yarım kg kuru soğan,
1 yemek kaşığı zeytin yağı,
1 yemek kaşığı nar ekşisi(yoksa limon suyu da olabilir ama nar ekşi tavsiye edilir.)
1 tutam kekik,
1tutam kuru nane,
1 tutam kırmızı biber,
1 tutam tuz,
Yapılışı:
Soğanları soymadan kabuğu ile birlikte fırına gönderiyorsunuz Veya mangal yaparken etten önce mangala atıp közlüyorsunuz.
Soğanlar közlendikten sonra kabukları soyulur.Temizlenen soğan doğranır.zeytin yağı,nar ekşisi ve baharatları atılarak karıştırılır.
Soğan salatamız yemeğe hazır..
Malgal kültürü olanlar tavsiye ederim gerçekten süper bir tat

8 Haziran 2010 Salı

ARA ÖĞÜN YOĞURTLU ELMA


Efendim diyetlerin vazgeçilmezi elma; başımızın taçı ama çok yemekten sıkıldığımız anlar oluyor .İşte böyle durumlarda size süper bir alternatif. Elmaya farklı bir lezzet geliyor ,tadı bildiğinimiz  meyveli yoğurt .Hemde dosdoğal meyveli yoğurt:))))
Malzemeler
1 elma,
yarım kase yoğurt,
1 çay kaşığı toz tarçın
Yapılışı:
Elmaları küp küp doğruyoruz.Yoğurdu iyice çırpıp elmaların üzerine döküyoruz ve en üste toz tarçını serpiyoruz.İşte oldu Afiyet olsun..Kilo derdi olanlar, diyet yapanlar,çocuğuma meyveli yoğurt yedirmek istiyorum diyenler bu tarif tam size göre yani bize göre:)))
sevgilerimle

7 Haziran 2010 Pazartesi

HİNDİSTAN CEVİZLİ KURABİYE

Bu tarif annemin ,en sevdiğim kurabiye tarfilerinden biri.Hindistan cevizli  tatları sevenlerin bayılacağı bir kurabiye..Kime yaptıysam çok beğendi.Denemenizi tavsiye ederim.Bu tarife göre 45-50 arası kurabiye çıkıyor.Üstelik bu kurabiye kolay kolay bayatlamıyor...Cam bir kavanozun içinde muhafaza edin .Canınız istedikçe gelin gidin yiyin,tabi diyette değilseniz:)))
Ağızda kıtır kıtır dağılıyor...
Malzemeler:

1 paket margarin veya tereyağ,
1 bardak pudra şekeri,
1 bardak hindistan cevizi,
1 çay bardağı sıvı yağ,
1 yumurta sarısı ve akı ayrılacak,
1 vanilin,
1 paket kabartma tozu,
Aldığı kadar un tahminen 2,5 bardak
Yapılışı:
1-Malzemelerin hepsi oda sıcaklığında olacak.Margarini,pudra şekerini,hindistan cevizini,
sıvı yağı,yumurta sarısını,vanilyayı,kabartm atozunu hepsini ekleyip karıştıralım.Unu yavaş yavaş ekleyelim kulak memesi kıvamına gelince tamamdır.Elimize ceviz büyüklüğünde parçalar alıyoruz. Avcumuzun içinde  şekilllendiriyoruz.Daha sonra ayırdığımız yumurta akına bandırıyoruz. Arkasından bir tabağa hindistan cevizi koyup, hindistan cevizine de bandırıyoruz.Tepsiye diziyoruz. 180 derecede üzerleri hafif pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.

Afiyet olsun..

5 Haziran 2010 Cumartesi

PUDİNGLİ KEK

Efendim benim gibi evdeki malzemeleri değerlendirmeyi seviyorsanız,yeniliklere açıksanız bu tarif tam size göre:))))))
Bu tarifi daha önce hiç bir yerde okumadım yada benim gibi deneyen olmuştur araştırma fırsatım olmadı..
Neyse  işte bu tarif için  made in NEŞE diyebiliriz.:)))
Gelelim tarifimize:
Malzemeler
-2 yumurta
-Yarım su bardağı sıvı yağ
-1 paket kakaolu puding ( toz olarak )
- 1  su bardağı süt
-2 su bardağı un
-1 su bardağından iki parmak az toz şeker
- 1 paket kabartma tozu 
- 1 paket vanilya
-2 yemek kaşığı toz  hindistan cevizi
Yapılışı:
1.  Şeker ve yumurtalar çırpılır.
2. Sıvılar eklenir, süt, sıvı yağ
3. Puding,  vanilya ve kabartma tozu karıştırılmış un elenerek eklenir.Hindistan cevizi de eklenir.
4. Yağlanmış kek kalıbına malzeme dökülür ve 175 derece fırında yaklaşık 35 dk. Pişirilir.
5. Bu tarifi kakaolu puding yerine muzlu,çilekli pudinglede deneyebilirsiniz.Kek pişerken etrafa mis kokular yayılır..
6.İçine çekilmiş fındıkta eklenebilir.
Denemenizi tavsiye ederim.Güzel ve değişik bir kek..Değişikliklere açık olanlar içinnn:)))))
İyi hafta sonları


3 Haziran 2010 Perşembe

BU ÜRÜNLERE DİKKAT


Terörist İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği ve yardım gemilerimize yaptığı insanlık dışı ve aşağılık saldırılar üzerine, Tüketiciler Birliği önderliğinde daha önce başlatılan “CEPHANE BİZDEN DEĞİL” boykotu artarak devam etmektedir. Tüketiciler Birliği tarafından İsrail milliyetine sahip, İsrail devletinin politikalarına destek veren, bu ülkedeki firmalarla işbirliği içinde olan veya açıkça İsrail silahlı kuvvetlerine fon aktardıklarını açıklamış olan firmalar tespit edilerek, sürekli güncellenecek boykot listesi oluşturulmuştur. Boykot, bu insanlık dışı zulüm bitene veya listedeki firmalar desteklerinden vazgeçerek dünya kamuoyundan özür dileyene kadar kararlılıkla sürdürülecektir. Konuyla ilgili görüş ve önerileriniz için irtibat bilgisi: e-posta: bilgi@tuketiciler.org tel: 0 212 524 82 82
Alıntıdır